Bak Bakalım Blogumda Var mı?

28 Haziran 2011 Salı

İspanya Gezisi- 6. Gün: Madrid (2)

Toledo yolculuğumuz sona erdi ve Madrid'teyiz. Burada 2. günümüz, ancak henüz Madrid gezimizi istediğimiz gibi tamamlayamadık. Haritamızda işaretlediğimiz, bilgisini alıp da henüz göremediğimiz yerler var. Aynı zamanda vaktimiz de kısıtlı.
Aslında bizim hedefimiz Retiro Park'ta bol bol vakit geçirmek. Ancak, yukarıda belirttiğim nedenlerden dolayı birkaç yer daha görme kararı veriyor ve parkın önündeki küçük Botanik Bahçesi'yle yetinmeye razı oluyoruz.
Dünyaca ünlü ressamların eserlerinin bulunduğu Prado Müzesi'ne gitmek istiyoruz. Saat 20:00'de kapanacak olan müzeyi ziyaret için zaten en az 200 kişi sıra beklediği için buradan da vazgeçmek zorunda kalıyoruz.
Yönümüzden sapmadan Kibele Meydanı'na doğru ilerliyoruz.
Şehrin en işlek meydanına geliyor ve çift aslanın çektiği arabada tanrıça Kibele'nin heykelini görüyoruz.
Ve heykelin hemen arkasında yer alan muhteşem görüntüye sahip bir mekan? Nedir bu sizce?
Sıkı durun: Burası Madrid Telekomünikasyon Binası. O kadar görkemli bir yapı ki, görüntü inanılmaz. İnsanlar belli gün ve saatlerde müze gezer gibi binayı geziyorlarmış. Bizim gittiğimizde ise insanlar zaten ziyaretteydi ve ziyaretin bitmesine 10 dk. kalmıştı. Boynumuzu büküp yola devam ettik.
Yol bizi yine şehir meydanına Puerto del Sol'a getirdi. Burada karnımızı doyurup, biraz alışveriş yaptık. Ve bir gün önce, gençlerin gösteri yaptıkları alanda yer alan ve doğru dürüst göremediğimiz meşhur ağaçtan yemiş yiyen bronz ayı heykeline vardık.  
Eylem yapan kalabalığın arasında resmen kayboldu gitti bu heykel. 
Şehir meydanından ayrılarak Madrid'in meşhur bulvarı olan Gran Via'dayız. Buradaki ünlü Metropolis Binası:
Burası müthiş derecede kalabalık, ama bir o kadar düzenli bir bulvar. 
Buradan mağaza mağaza dolaşıp biraz alışveriş yaptıktan sonra Plaza Mayor'a geçiyoruz. Burada biraz dinlenme zamanı. Birşeyler yudumlarken çevrede pandomim yapanları mı ararsınız, Jack Sparrow'u mu görürsünüz, bebek taklidi yapan kocaman adamları mı, yoksa küçük bir kutu içerisine saklanmış ve sadece kafaları görünen korkunç yüzlü insanları mı? Bir zamanlar boğa güreşi, kraliyete mensup insanların düğünleri yapılan koca meydan şu anda restaurantlarla çevrili, müthiş bir eğlence ve dinlence mekanı olmuş.

Biraz dinlendikten sonra Palacio Real'e doğru yürüyoruz.

Bir süre öncesine kadar Kraliyet Sarayı olarak kullanılan bu saray, şimdi sadece resmi törenler için kullanılıyor.
Ve sarayın tam karşısında yer alan Almudena Katedrali.

Çok yorulduk. Biraz, sokakta gösteri yapan kişilerden canlı müzik dinleyerek kendimize gelmeye çalışıyoruz. Bir süre daha burada kaldıktan sonra otelimizin yolunu tutuyoruz. Madrid eksik kaldı, ve bu durum çok da içimize sinmedi...


 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Adsız yorumlar yayınlanmayacaktır, teşekkürler...

Yazılarım E-mailinize Gelsin ;)