Bak Bakalım Blogumda Var mı?

24 Mayıs 2018 Perşembe

Sihirlimavi Geziyor: Dubrovnik-1 (Mayıs-2018)

Gezmeyi seven bir aile olarak, elimizden geldiğince seyahat edip yeni yerler görmeyi, yeni kültürler tanımayı, anı yaşamayı ve en önemlisi anı biriktirmeyi çok seviyoruz. Geri dönerken uçakta elimdeki notlarıma bakıp, "Bunları mutlaka blogumda paylaşmalıyım" desem de bir türlü bu fikrimi hayata geçiremiyorum son dönemlerde. Buna bir dur demenin vakti, çoktan gelmiş geçiyorken son gezimizden anılarımızı paylaşmak üzere klavye başına geçtim ve harıl harıl anlatmaya başlıyorum şimdi :)

Osmanlı Devleti'nden ayrılarak bağımsızlığını ilan eden, ancak 90'lı yıllarda dağılmaya başlayan Yugoslavya'nın, şimdilerde 7 ülkeye bölündüğünü hepimiz biliyoruz. Ve uzun zaman sonra paylaşıma başlamışken, ayrılan 7 ülkenin bazı şehirlerini de gezdiğime göre eski Yugoslavya'dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etmiş bu ülkelerden başlamalıyım diye düşündüm.





Mayıs ayının ilk haftasında gittiğimiz Dubrovnik, 1991 yılında bağımsız olan Hırvatistan'ın en güzel şehirlerinden biri. Adriyatik Denizi'ne kıyısı olan bu şehir, gittiğimiz andan itibaren resmen bizi büyüledi. Özellikle de 1970 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ne giren Old Town muhteşem.
Eski şehre, mis gibi kokan ve dallarından bol bol meyvesi bulunan portakal ağaçlarıyla süslü Pile Kapısı'ndan girdik. İnanılmaz büyük, görkemli ve ciddi anlamda büyüleyici; aynı zamanda da başka bir dünyaya giriş yapmış gibi hissettik. Zaten, gördükten sonra aksi hissetmek pek mümkün değil.

Eski şehre girer girmez bizi karşılayan ilk yapı; Büyük Onofrio Çeşmesi. Giderseniz buz gibi tertemiz ve şişelenmiş sulardan daha lezzetli suyunu benim için de yudumlamayı, çeşmenin hemen yanıbaşında yöresel kıyafetiyle satış yapan kişiden, "I love Croatia" yazılı kolyesini hatıra almayı unutmayın ;)
Şehre girdikten sonra sol tarafta bulunan Fransisken Manastırı ise, dünyanın en eski eczanesine ait çeşitli objelerin bulunduğu müze ile 70000'den fazla kitap barındıran kütüphaneyi de içine alıyor.



İşte bunu yapmayı çok istiyordum. Özellikle de televizyonlarda yayınlanan gezi programlarında, Dubrovnik'te mutlaka denemeliyim dedirten Maskeron'a rastladığımda hemen üzerinde tutunmaya çalıştım ama ı-ıh, olmadı :) Maskeronlar, aslında binalardan suyun oluklar halinde dışarı akmasını sağlayan hayvan kafası şeklindeki çıkıntılar. Ancak, inanışa göre; şehre gelip bu çıkıntı üzerinde duvara yaslanarak tutunmayı başarırsanız dileğiniz kabul oluyormuş :) Fotoğraftaki baba kolunu görmezden geliyorsunuz, anlaştık mı :)) Kızım basketçi olacak :))
Şehrin içerisini gezmeden önce, yaklaşık 2 km. uzunluğundaki surlardan şehri tepelerden görmek istediğimiz için vakit kaybetmeden merdivenleri çıkmaya başladık. Uzun, upuzun merdivenleri kah dinlenerek, kah fotoğraf çekerek geçtik. Bu arada ne kadar doğru bir karar verdiğimizi saatler geçtikten sonra daha iyi anladık. Çünkü, öğleden itibaren gayet sıcak hava bizi zor durumda bırakabilirdi.


Aşağıdaki fotoğrafların tümünü surlarda gezinirken çektik. Şehrin güzelliği surlar üzerinden çok daha net görülüyor.


O'nun için hiç de zor değilmiş ki :))
Surların, şehri nasıl çepeçevre sardığı, bu fotoğrafta daha net görülüyor.
Anne-kız dinlenme zamanı...
Surların bir ucunda bulunan meşhur Minceta Hisarı. Yapının üzerinden şehrin ayaklarınızın altına serilmiş görünümü inanılmaz...
.......
....................
...................
..................
Meşhur "Games of The Thrones" dizinin birçok sahnesi, kayalıklar üzerindeki bu yapıda çekilmiş.
Manzara muhteşem...
Seviyorum bu adamı...
...............
Surlarda gezerek şehri tepeden keşfettikten sonra meşhur Stradun Caddesi'ne indik. Eski halini mümkün olduğunca koruyarak bugünlere getirilen caddede sağlı sollu yerleşmiş mağazalardan alışveriş yapmak, cafe ve restaurantlarda birşeyler yiyip içmek, bol bol fotoğraf çektirmek gerçekten çok keyifli.
...........
........................
Herhangi bir yerde kuşları gördüğümüzde, onları beslemeden geçtiğini görmedim :)
Deprem sonrası Pisa Kulesi gibi eğimli bir yapıya dönüşmesi nedeniyle bir süre önce yıkılarak yenilenen  Çan Kulesi.
Şehirde her yerde merdivenler ve her bina arasında böyle dar sokaklar var. Aralara serpiştirilmiş minik sanat galerileri, mağazalar ve restaurantlar sokaklara ayrı bir güzellik katmış.
Rektör Sarayı
Dubrovnik Katedrali
Orlando Sütunu
Merdivenlerden yukarı doğru çıktığınızda Saat Kulesi ve müzelere gidebilirsiniz. Aşağıya indiğinizde Gundulica Meydanı'nda biraz soluklanabilir, şehrin lezzetli yemeklerinden tadabilir, meşhur birasından içebilirsiniz.
Dubrovnik'te rastladığımız bu küçük pazar ise hergün Gundulica Meydanı'nda kuruluyor. Küçük tezgahlarda şehrin meşhur ürünleri arasında yer alan lavantalı ürünler, taze meyveler, meyve kuruları ve zeytinyağlarını bulmak mümkün.
...........
Ve Old Town'dan çıktığımızda bizi karşılayan Eski Liman.
.......
Dağ eteklerine serpiştirilmiş evler,
Surların limana bakan kısımları,
Limanın uzaktan görünümü,
Hepsi de apayrı güzellikler. Dubrovnik'te denize girmek biraz cesaret ister; zira suyu çok soğukmuş ve denizin dibi keskin taşlarla doluymuş. Buna rağmen şehirde özellikle kayalığı plaj olarak kullanıp sıklıkla burada denize giriyorlarmış. Su gerçekten de soğuktu, brrrr...
Avrupa Birliği'ne girmiş olmasına rağmen Hırvatistan'da, Euro yerine hala kendi para birimi olan "Kuna" kullanılıyor. Ucuzluk-pahalılık açısından değerlendirecek olursam, birçok Balkan ülkesine nazaran pahalı bir şehir Dubrovnik. Neredeyse Avrupa ülkeleri ile aynı fiyatlar diyebilirim.

Dubrovnik'e dair ilk izlenimlerim bunlardı. Herşeyiyle gerçekten çok beğendiğim ve görülmesi gereken yerler arasında olduğunu düşündüğüm şehirle ilgili diğer detayları da önümüzdeki hafta yayınlayacağım Cavtat yazımda paylaşacağım.













































24 yorum:

  1. Yaaah supersınız ama, ne guzel yerler gezmıssınız abloşcum :* evlı mutlu cocuklu maşallah hep sevın bırbırınızı, dun esra erol haberlerındekı eda nın aldatma haberınden sonra ben yaşamıs gıbı atlatamadım uzerımden. Rabbım kımseyi şeytana uydurmasın...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler tatlım, Allah bozmasın diyorum :))
      Amin...

      Sil
  2. Hırvatistan en merak ettiğim ülkelerden biri. Bir sene içinde gitmeyi planlıyorum ben de :) Yazını çok sevdim, ben de gittiğim yerleri yazayım diyorum ama çok üşeniyorum :))) ellerine sağlık, sevgiler İLknur'cum!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle gezilmesi, görülmesi gereken yerler arasında Başakçım :)
      Teşekkür ederim, ama gerçekten ben de çok üşeniyordum uzun zamandır gezi yazıları hazırlamaya. Ama bir taraftan da yazmam gerek, paylaşmam gerek ikilemindeydim. Yüzlerce fotoğraf arasından yazı düzenleyip hazırlamak zor geliyordu ama sanırım bu sefer oldu :)
      Sevgiler...

      Sil
  3. En merak ettiğim yerlerden biri benim de. Gideceğim zaman tam rehber yazısı olmuş seninki de canım eline sağlık (:

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O halde mümkün olduğunca kısa sürede bir uçak bileti kapın Aslıcım :))

      Sil
  4. süper bizim de seyahat listemizde olan bir yer zevkle okudum.....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Listedeki seyahat planlarınızı en kısa sürede hayata geçirmeniz dileğiyle :)

      Sil
  5. sizinle birlikte biz de gezmiş olduk, ne kadar güzel yerler, yapılar, hayran oldum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayran olmamak mümkün değil gerçekten Esracım :)

      Sil
  6. ay bayıldım gidicem tımams aklımdaydı düşünüyoduuum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O halde planları hayata geçirelim Deep :)

      Sil
  7. Gönlünde neresi varsa hepsini kesfetmeni diliyorum canim benim.
    Bu tarih kokan fotolara baktikca kendi ülkemiz icin üzülüyorum git gide tarihin izlerini silerek yıkarak yakarak yok ediyorlar restorasyon adi altinda hilkat garibesine ceviriyorlar yapilari.
    Gelecegin basketcisini öpüyorum guzellikleriniz daim olsun🙏💖💖💖

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler ablacım, umarım...
      Sorma, bizim de içimiz gidiyor. En son gittiğim Sümela Manastırı'nın son hali de belirttiğin gibiydi, içler acısı...
      Çok teşekkür ederiz :)

      Sil
  8. Seyahat etmek gibisi var mı? Bizim de rotamızda olup tüm planları yapılan ancak malum hastalık ve tedavi nedeniyle iptal ettiğimiz yer Hırvatistan. Gideceğiz ama inşallah :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok Ebrucum, keşfetmek, görmek, anı biriktirmek gibisi yok. Boş dünya diyoruz hep eşimle, mümkün olduğunca iyi değerlendirelim :)
      Tabii ki gideceksiniz, neler gördük neler yaşadık, neleri atlatmadık ki ;)

      Sil
  9. oralara gitmeyi bende çok istiyorum farklı bir atmosferi var :)

    YanıtlaSil
  10. Tam da sinematografik bir şehir. Fotoğraflardan izlediğim Ortaçağa ait filmler aklıma geldi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle Safiyecim, gittiğinde ne fotoğraflar çekersin sen...

      Sil
  11. Hep diğer ülkeleri , şehirleri merak ederim , siz dubrovnik'i çok güzel anlatmışsınız ve fotoğraflar da görsellik katmış yazınıza :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, umarım en kısa sürede bir başlangıç yaparsınız siz de :)

      Sil
  12. Bayildimm. Hirvatistan bize cok yakin ama gitmedik nedense 😊

    YanıtlaSil

Adsız yorumlar yayınlanmayacaktır, teşekkürler...

Yazılarım E-mailinize Gelsin ;)